Edirne Gezisi

Edirne Gezisi

Edirne Gezisi

Kendimi çok yalnız hissettiğim bir anda çok isterdim içimdeki özlemi size anlatmayı.

.Özlem, içimde yanan yanar dağlar gibi bazen lav püskürtüyor, bazen duman çıkıyor bazen de sakinleşiyor. Fırtınalar koptuğu zaman ise içimdeki duygular o kadar kabarıyor ki dalga dalga büyük okyanus gibi.Sonra kara yel esiyor içimde. Yağmur sağanak sağanak ve arada dolu yağıyor. Ben ise güneşin açmasını biraz olsun içimi ısıtmasını bekliyorum. Ben bu duygular içindeyken bir telefon aldım. Kardeşim il dışına çıkmamızı tarihi yerleri gezmemizi bana da gelip gelemeyeceğimi soruyordu. Bu benim için inanılmaz bir sevinç oldu.Büyük bir heyecanla gelebileceğimi söyledim. O kadar çok heyecanlandım ki yola çıkmak için hazırlıklarımızı akşamdan yaptım. Bisküvi, su, sandviç ekmekleri hazırladım. Ve o gece uyku uyuyamadım. Sabaha karşı kardeşlerimle birlikte yola çıktık.
   Biraz yol aldık.Sabaha karşı yolculuk yapmak bana çok zevkli geldi, büyük bir keyif aldım. Boğaz içi köprüsünden geçerken deniz çok güzel görünüyor şehrin ışıkları etrafı çok güzel aydınlatıyordu.Sabah saat 6 sularında köprüden geçtik ve inanılmaz güzeldi.Kahvaltı için konaklama tesislerinden birinde oturduk. Tesislerin yolcular için çok güzel hazırlanmış olduğunu gördüm. Çok hoşuma gitti.Yolcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikteydi. Hediyelik eşyaya kadar her şey düşünülmüş. Kahvaltımızı edip biraz dinlendikten sonra yola devam ettik.Yolda ilerlerken bazı illerden geçtik.Geçerken yoldaki ağaçlar yemyeşil ve deniz harikuladeydi. Edirne’ye girmeden önce kapı kuleye gittik,sınır kapısını gördük.Yolcular için düşünülen camiyi ziyaret ettik. Ancak camiyi çok bakımsız bulduk,ziyaretçisi yok gibiydi. İçeri girdiğimizde dua ederken caminin içini çok mahzun hissettim hatta öyle ki kimsesiz olan yaşlı bir insanı ziyaret ettiğinizde sevinen bir insanı hatırlattı bana. Oradan ayrılıp yolculuğumuza devam ettik ve oranın büyüklerinden SEVGİLİ Hasan Sezai Hazretlerinin türbesini ziyaret ettik.Türbedar türbe hakkında bize bilgi verdi.Çok duygulandım.Yolumuzun üzerindeki Hadis camiyi de ziyaret ettik. Bir rivayete göre Hadis camide yapılan duaların geri çevrilmediğini duyduk. Bahçesi çok güzeldi. Çam ağaçları,  güller, yeşil çimenler her şey çok güzeldi. Ziyaret edilmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyorum.
Edirne’ye geldiğimizde muhteşem güzelliği ile buram buram kokan tarih kokan Selimiye cami bizi karşıladı.
Selimiye cami II.Selim’in emri üzerine Mimar Sinan tarafından Kıbrıs’ın fethi ile elde edilen ganimetlerle
eski sarayın baltacılar koğuşunun bulunduğu yerde yapılmıştır. 1568-1574 yıllarında tamamlanan Selimiye cami Osmanlı Türk mimarisinin en büyük eseridir.Üçer şerefeli dört minaresi vardır. Her minarenin yüksekliği 70,89 m dir.Kubbesi 31,28 m.çapında olan Selimiye cami’nin Harim tarafındaki  minarelerin şerefeleri’ne ayrı ayrı yollardan çıkılabilmektedir. USTALIK ESERİM dediği Selimi’ye cami  gerek Mimar Sinan gerek Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından biridir.
   Selimi’ye cami’inin ardından Edirne’de en çok ziyaret edilen ikinci mekan,İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık müzesidir.Külliye içinde bulunan müze 1488’den beri yer alan darüş’şifa (Hastane), 1886-1887 Osmanlı

Rus savaşına kadar aralıksız 400 yıl hastalara hizmet vermişti. Ruh ve akıl hastalarının müzik,su sesi ve güzel kokularla tedavi edildikleri bu tarihi mekan 1997 yılından bu yana Trakya Üniversitesi tarafından müze olarak kullanılmaktadır.Türkiye’nin tek sağlık müzesidir. Müzede, hekimliğin gelişmesi ve değişik sağlık hizmetleri hakkında geniş bilgiler içeren odalar bulunur.Sağlık müzesine ilk girdiğim an çok etkilendim. İlk girişte yatan hasta maketi, tedavi odaları o döneme ait eczane ve eczane için yapılan bitki şurupları ve şurupların nasıl yapıldığı beni çok etkiledi.Her şey o kadar iyi canlandırılmış ki maketleri canlı zannettim. O tarihte yaşananlar maketlerin yüzüne yansımıştı sanki. Maket bile olsa o anda gördüklerim o dönemde yaşanan acıyı hissettirdi bana.Odaların birinde o döneme ait tedavi etmek amacıyla kullanılan yılan ve horozla ilgili maketler vardı. Çok ilginçti ve çok şaşırdım! Diğer bir odada ise bir çocuğun başından ameliyat edilmesini canlandıran maketler vardı.O görüntü beni çok üzdü.O dönemi anlatan bu tablo çok düşündürücüydü.Günümüze göre çok ilkel şartlarda yapılan tedavilerin hepsi ayrı ayrı yaşanan acıları anlatıyordu.
Edirne’ye giderseniz Selimiye cami ve sağlık müzesini ziyaret etmeden gezinizi bitirmeyin.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

  • Hayatımdan Hüzünlü Bir Renk… Yıl:1915; kanın gövdeyi götürdüğü yıllar.Attığım her adımda ayrı bir üzüntü,bastığım toprağın her karesinde aynı amacın farklı hikayeleri...      Dün kardeşlerimle beraber Çanakkale […]
  • Merhaba Arkadaşlar Sizlere uzaklardan, çoooooook uzaklardan sesleniyorum. Burası Avustralya kıtası. Ben kanguru. Hani şu yavrularını karnındaki keselerinde taşıyan, kuyruğu üzerinde ayağa […]
  • Miyaav Miyav! miyav! Ben bir kediyim. Ama henüz yavru bir kediyim. Bunlar da benim kardeşlerim. Hepimiz dün doğduk. Ancak birbirimizi göremiyoruz. Dört kardeş,olduğumuzu annem söyledi. Bir kaç […]
  • Genç avcı ile ceylan Genç bir delikanlı avlanmak için, ava çıkmıştı. Ormanda av için gezerken, birden yemyeşil otlar ve devasa ağaçların  arasında otlayan çok güzel bir ceylan gördü. Ceylan siyah  gözleri ve […]
  • Mis Kokulu Çiçekler Gardenya Bahçe demek, yeşil demek, çiçek demek ,renk demek... Bahçenizde, mis kokulu çiçekler açmasını ister misiniz?   Doğa öyle güzel hediyeler veriyor ki bize, yeter ki […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir