Çiçeksiz Bir Dünya Düşünemiyorum…

Çiçeksiz bir hayat, güneşini yitirmiş bir dünyaya benzer bana göre. Çiçekler hayatımıza anlam,neşe ve sevinç katıyor!!!  Çiçekleri doğada, toprakta  ve saksı da seviyorum! Asla koparmak istemiyorum. Ama bazen vazom da seyretmekte hoşuma gidiyor o zaman hiç istemesem de elimde olmayarak koparabiliyorum. İçimizi neşeyle dolduran güzel kokuları,rengarenk çiçekleriyle hayatımıza anlam getiren çiçekler… Bu gün size beyaz çiçekleriyle sevgiyi anlatan, çocukken yapraklarını seviyor mu, sevmiyor mu?  Diye yapraklarını kopardığımız papatyayı tanıtmak istiyorum.

Papatyanın bakımı

Geçirgen olduğu sürece her tür toprakta rahatlıkla gelişir. Ilıman iklim bitkisidir. Güneş ya da yarı gölge alanlar onun için idealdir. Nemden hoşlanmaz. Toprağın kurumasına izin vermeden ama toprağı çamur yapmadan düzenli sulama yapın. 60-100 santimetreye kadar boylanabilir. Nisan ve haziran aylarında açar çiçeklerini.Tohumla yada çelik alma yöntemiyle üretebilirsiniz.Tohumlarını bahar aylarında doğrudan da bahçeye ekebilirsiniz. Bol çiçekler…

Bir Papatyanın Hikayesi

Koskoca bir bahçede harikulade çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş,

Papatyanın Aşkı

Papatyanın Aşkı

yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş.. Yüzlerce çiçeğin arasından.. Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin..

Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona gülsün makası, sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, kırmızı güllerden,sarı lalelerden, mor menekşelerden…  Zambaklardan…  Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, bembeyaz yapraklarını… Bir gün, aşkı öyle büyümüş ki …

Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu..  Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş…

Ayaklarını görüyormuş.. Buna da şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek…  Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş.. Ve işte bir gün.. Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş… Uzun bir müddet sonra, bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye…  Gelen giden yokmuş..  Kahrından ölecekmiş papatya..

Ama işte bir sabah.. Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş…  Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş… Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş..Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru..  Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış..

Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarıymış..Ama gövden seni taşımıyor demiş.. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini…

O ak saçlı, ak sakallı, yaşlı mı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatya ya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş.. Papatya anlamış artık.. Sevgi emek istermiş.. Yere düştüğünde son kez düşünmüş sevdiğini.. Teşekkür etmiş ona içinden..

Son yaprağı da kuruduğunda, biliyormuş artık… Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan var olabileceğini…

 

 

Papatya ile Kelebek

Üç günlük ömrü olan kelebek, papatya ya aşık olur

Ancak öleceğine saatler kala seni seviyorum der. Papatya sadece bende diyebilir ve kelebek ölür. Ona sevdiğimi neden zamanında söylemedim diye üzüntüsünden hasta olur ve yapraklarını dökmeye başlar.. Papatya, döktüğü her yaprakta seni seviyorum der.. Sonunda ölür. İşte o günden sonra birbirini sevdiğini söyleyemeyen herkes papatyaya sorar.

Seviyor mu?

 Sevmiyor mu?