Fotoğraf

 

Bir evin salonunun duvarında asılı bir fotoğraftım. Işıl ışıl parlıyordum. Zaman zaman üzerime toz gelse de ben yine de ışıldıyordum. Umutlarım hayallerim vardı. Belki bir gün biri gelir beni fark eder ve ait olduğum bir serginin duvarına asardı. Böyle umut içinde bekleyerek uzun yıllar geçti. Ne gelen oldu ne de giden. Soğuk bir duvarın köşesinde sararmış solmuş bir fotoğraf olarak asılı kaldım. Zaman umutlarımı da soldurdu, duvarın karanlığına akıp gittiler.

Böyle başıboş bir şekilde beklerken biri gelip beni bulunduğum yerden aldı ve çantasına koydu. oysa ben onunla hiç gitmek istememiştim. Ve fırtınalı bir günde, yola çıktığımızda, rüzgar hep nedense tersten esiyordu. Ve çanta açılıp bir denize düştüğümde, dalgaların içinde savrulurken buldum kendimi. Artık iyice ıslanmıştım. Ben ne kadar kurtulmak istedimse de karşıma balinalar, prinalar çıktı.. Biri bir yanımdan diğeri bir yanımdan çekiştirip  duruyordu.

Yorgundum savaşmaktan. Artık iyice çaresizdim. Ne gidecek bir yerim nede sığınacak bir limanım vardı. Tutunduğum yerde ağladım ağladım. Bana ait olan, benim ait olduğum bir yer yoktu. Dalgaların içinden çıkmaya çalışan yaralı bir fotoğraftım ben. Bir yanım ıslak, bir yanım sararmış, solmuş…